Perşembe, Eylül 15, 2005

kim? kim? eksi?...

cagla kubat ve sunay akin arasinda Cine 5'teki Başka Yerde Yok programında gecen konusma
- eksi sozlukte sizin hakkinizde iyi seyler yaziyor.
- kim? kim? eksi?...
- eksi sozluk. onlar genellikle elestirisel yazarlardır.
- yani halk mi yaziyor?
- evet. yazarlari var. halk yaziyor
- haaaa! copluk yaniii!

Perşembe, Eylül 08, 2005

Saatler

Saatler daha icat olmadan yaşardı insanlar
Zaman bir duvar değildi o zamanlar

Meşgul olmazdı arkadaşlar gerektiğinde
Konuşurlardı acıları gecelerde

Geç kalmazdı kimse
Söylerlerdi her şeyi zamanında
Yaparlardı gerekeni vaktinde
Azap da yoktu
Çünkü gecikme icat olmamıştı...

Saatleri saymazdı acı çekenler
Önlerinde sonsuzluk vardı.
Geçerdi acılar kapanırdı yaralar.
Çünkü yıldönümü icat olmamıştı....

Sonra saati icat ettiler...

İnsanlar meşguldü artık....
Arkadaşlar konuşamadı
Mesafeler arttı...
Hepsi birlikte ama yalnızdı...

Geç kalıyordu herkes!
Saati değil dediler söylemediler
Şimdi olmaz dediler yapmadılar
Hepsi istedi ama geciktiler....

Acılar gelmişti ama gitmiyordu.
İlk şoktan sonra saatleri saydılar
Yıldönümlerine ağıtlar yaktılar
Gitmedi acılar hep kanadılar.....

Ve bir gün insanlar
Saatleri unutursa
Belki yeniden başlarlar yaşamaya

Zaman sayısız boyuttaydı önceden
Ama çevirdiler bir duvara bilinmez neden

Çarşamba, Eylül 07, 2005

Cat Stevens - Father & Son

Buradan indirebilirsiniz

Father
It’s not time to make a change,
Just relax, take it easy.
You’re still young, that’s your fault,
There’s so much you have to know.
Find a girl, settle down,
If you want you can marry.
Look at me, I am old, but I’m happy.

I was once like you are now, and I know that it’s not easy,
To be calm when you’ve found something going on.
But take your time, think a lot,
Why, think of everything you’ve got.
For you will still be here tomorrow, but your dreams may not.

Son
How can I try to explain, when I do he turns away again.
It’s always been the same, same old story.
From the moment I could talk I was ordered to listen.
Now there’s a way and I know that I have to go away.
I know I have to go.

Father
It’s not time to make a change,
Just sit down, take it slowly.
You’re still young, that’s your fault,
There’s so much you have to go through.
Find a girl, settle down,
If you want you can marry.
Look at me, I am old, but I’m happy.
(son-- away away away, I know I have to
Make this decision alone - no)
Son
All the times that I cried, keeping all the things I knew inside,
It’s hard, but it’s harder to ignore it.
If they were right, I’d agree, but it’s them you know not me.
Now there’s a way and I know that I have to go away.
I know I have to go.
(father-- stay stay stay, why must you go and
Make this decision alone? )

Cuma, Eylül 02, 2005

Barış için bir nefes, kardeşlik için 2 duble!

Bu yılki BarışaRock organizasyon olarak çok daha iyiydi geçen yılkine göre.

Geçen yıl Danimarka (rivayete göre kapitalizmin doruklara ulaştığı yerdir) birası içiliyordu sadece. Neyse ki bu yıl Efes ile değiştirilmiş Tuborg. Ayrıca "Çamlıca" gazoz da vardı. Çamlıca gazoz sayesinde geçen yıl içeriye gazete kağıdına sarılı olarak kola sokanları bi nebze olsun rahatlamış gördüm... Hem zaten benim bilgidğim Alkollü içecekler sarılırdı kağıda... BarışaRock'te alkollü içeceklerin sudan, daha da acısı RocknCoke ta tüketilen toplam kola dan bile daha çok olduğu kanaatindeyim.

***

Geçen yıl sahnede kimin ne yaptığı belli değildi. Bir düzen yoktu. Bu yıl olay sahne üzerinde olay biraz güzelleşmiş.

***

Bu yıl ücretsiz idi festival. Kapıdan her geçeni içeri aldıkları halde gazetelere "30 bin katılımcı" sayısını nasıl verdiler merak içindeyim. Bizim bilmediğimiz çipler mi yerleştirdiler üzerlerimize ya da ne bileyim sadece kapıdan girenleri sayan bi görevli mi vardır acaba... Merak ettim doğrusu...

Neyse, velhasıl birkaç adım attık. İlk gördüğüm taşarcasına Efes Pilsen bardaklarıyla dolu bi çöp kutusuydu... 2. gördüğüm ise BarışaRock afişi... Ha dedim tamam... Demek barış böyle bişi...

Biraz daha ilerledim.. Baktım ki TC yasalarına göre suç olan 18Yaşını doldurmamış veletlere alkollü içecek satılıyor! Önce tepki gösterecektim! Sonradan öğrendim ki meğer "Barış" ı küçükten aşılamak gerekiyormuş insanlara...

İnsanların üzerlerinde soluk siyah tşörtler görünce "marka" gibi sadece para ve gösteriş ifade eden şeylerden arındıklarını düşündüm. Biraz sonra ellerindeki yüzlerce dolarlık Dijital Fotoğraf Makineleri ile amaçlarının sadece "Barışı" yakalamak olduğunu öğrendim.
Sanırın geç kalmıştık... Geçen yıl kapıdan giren herkesin koluna ücretsiz beyaz bileklik takıyorlardı, bu yıl ayaklarına Converse vermişler galba, ama dedim ya geç kalmıştık biz...

Her tarafta ç'nin, lenin'in "Barışa Bik bik bik" gibi sözlerini gördüm etkilendim.. Sonradan öğrendim ki En komünist'inden en emperyalist'ine tüm dünyanın önünde saygıyla eğildiği "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" gibi sözlerin festival alanında hiç olmamasının nedeni "globalleşen dünya" imiş...

Ben Philip Moris olsam. Malboro diye şirketim olsa. Böyle Amerikan şirketi olcak ama. İnsanları zehirlesem böyle "global dünya" yı... Giderim BarışaRock'a sponsor olurum! Neden mi:? BarışaRock'a girip de elinde sigarası olan birisine rastlamak benim "global komünizmi" getirmemle biraz eşit olasılıkta...

Perşembe, Eylül 01, 2005

"zuzu is everywhere. it's all around us. even now in this very room. you can see it..."







Dur uyuma. İkimiz

Bir dünya olduk bu gece,

Rüzgârdan ve yağmurdan arındık

Bir odanın sıcaklığında.


 



Dur, uyuma. İkimiz

Derinlere inen bir köküz belki,

Belki yeni bir soy fışkıracak o kökten

Ve bir filiz yeşerecek yarınlara



zuzu & honour